ile

Kazadan Sonraki Yaşamı

Adana Tarsus yolunun o karanlık anını çoktan unutmuştur Müslüm Gürses.İsyankar ve Ben İnsan Değilmiyim plakları peş peşe gelir,büyük ilgi görür.Şimdi arabesk müzik piyasası Gürses’in peşindedir.Nitekim 1979 yılında müzikten sinemaya akım başladı.

Müslüm Gürses’de bu akımdan etkilenerek ‘’İsyankar’’ filmini çekmeye başladı. Filimin dış çekimleri Adana’da çekilecekti fakat bu karar değişerek Antalya’da çekildi. Ardından peş peşe filimler ve albümler çıkarttı. Albümleri ve filimleri büyük ilgi görmekte… ’’Bağrıyanık, Mutlu Ol Yeter, Müzik Ziyafeti, Tanrı İstemezse’’ albümlerini çıkarır. Bu albümlerin peşi sıra ‘’Bağrıyanık, İtirazım var, Mutlu Ol Yeter’’ filimleri yayınlanılır.

1982 yılı Müslüm Gürses’in aşk hayatı için dönüm noktasıydı sıkı bir hayranı olduğu,çocukken hiçbir filimini kaçırmadığı sinema yıldızı Muhterem Nur’la bir Malatya turnesinde çalışır ve sonrasında 1985 yılında evlenirler.

Muhterem Nurla buluşması Müslüm Gürses’in yaşamını mutluluk taşıdı ancak o günlerde Gürses konserlerinde dünyada bir örneğine daha rastlanmayacak ‘’jiletli ayinler’’ başladı. Jiletler adeta havada uçuşuyordu.Bedenlerden sızan kan sanki ‘kaybedenlerin’’ farkedin ‘’çığlığıy’’dı.Konserlerinde ki görüntüler bu şekildeydi .
Gürses yeni albüm çıkarttıkça Gürses’e olan sevgi artıyor hayran kitlesi hergeçen gün büyüyor Gürses’e olan bağımlılık engellenemiyor.’ ’Yaranamadım, Güldür Yüzümü, Sevdayolu, Küskünüm, Gitme’’ gibi albümleri çıkartarak arabesk müziğinin bir numaralı adamı olmuştu.Ve arabeskin babası diye hitap edilmeye başlanmıştı.Artık o Babaydı… Ezilenlerin, dertlilerin, hor görülenlerin babasıydı…

Müslüm Gürses: Ben kimseye bana ‘Baba’ deyin diye bir tavır içinde olmadım. Herhalde kendilerinden bir parça olarak gördüler. Kimisine abi, kimisine dayı diyorlar, bize de ‘Baba’ diyorlar. Biz de aldık bu ünvanı bünyemize monte ettik. Layık olmaya çalışıyoruz. ‘Baba’ diye hitap edilmesinden mutluyum, gururluyum. Ne güzel bir ünvan yakıştırmışlar…

Artık Müslüm Baba müziğini ve tarzını oturtmuştu. Her bir konser önceki konserden daha kalabalık ve taşkındı. Gürses’de sızlanır gibi, dövünür gibi şarkı söylemekte, şarkılarındaki ızdırap oranı yükseldikçe kıvrınmakta, hüzünlenmekte ve adeta kendinden geçmekteydi. Ve jiletlerin tenlere teması da aynı oranda daha bir artmaktaydı.

Müslüm Gürses sadece şarkıları ve konserleriyle dikkat çekmiyordu. Albümlerden sonra çekilen filimlerde bir bir yayınlanmaktaydı. Yılda bir iki bazen üç filimin çekildiği oluyordu. Müslüm Gürses şarkılarındaki duyguyu film sahnelerine çok iyi yansıtıyordu böylelikle her zaman yıkılmışları anlatan  Gürses ‘’hayranlarına’’ tercüman oluyordu.

Bu dönemde ‘’Anlatamadım, Ağlattı Kader, Sev Yeter, Yaranamadım, Güldür Yüzümü, Küskünüm, Talihsizler, Dertler İnsanı’’ en önemli filimleriydi….