ile

Sanat Hayatına Girişi

Müslüm Gürses için müzik serüveni o kadar da kolay başlamamıştı. Adana’da sıkıntılı geçen bir çocukluk döneminde müziğe başlamıştı. Ancak Babası Mehmet Akbaş buna izin vermiyordu, Terzilik mesleğine devam etmesini, çalışıp para kazanmasını istiyordu çünkü o dönemlerde şarkıcılık pek revaçta değildi.

MÜSLÜM GÜRSES; İçimdeki gamı kederi hep şarkılarla dağıtmaya çalışırdım. Bu yüzden evde, sokakta, her yerde şarkılar mırıldanırdım. Sonra bir gün Adana Piknik Aile Çay Bahçesi’nde bir yarışma düzenlendi. Arkadaşlar bu yarışmaya katılmam için ısrar ettiler. Katılacaktım ama babam karşı çıktı. Hatta gece ben uyurken usulca gelip saçlarımı kesmiş makasla. Sabah baktım, saçlarım perişan. Gittim üç numaraya vurdurdum. Sonra Bit Pazarı’ndan da bir elbise aldım kendime. Sonra doğru yarışmanın yapılacağı çay bahçesinin yolunu tuttum. Neticede, beni birinci seçtiler. Sene 1968… Bir süre bu çay bahçesinde söyledim şarkılarımı. Soyadımı da orada çalışırken Gürses yaptılar. Sonra baktım işler iyi gitmiyor, kendim ayrıldım ve müziğe de küstüm…Ama bu küskünlüğüm uzun sürmedi. Mehmet Genç diye bir arkadaşım vardı, bağlama çalardı. Ben terziliğe başlayınca, arada bir yanıma gelir giderdi. Mehmet, o zamanlar İzzet Altınmeşe’nin kardeşi Sadık Altınmeşe’ye çalardı. Bir akşam Sadık hastalanmış, Mehmet beni arayıp ‘Bu akşam gazinoya sen çıkacaksın’ dedi. Çıktım… Gazino sahibi beni çok beğendi. ‘Bundan sonra burada çalış’ dedi. Böylece müziğe tekrar geri döndüm… Dönüş o dönüş…’

Ülkenin kentleşme rotasının çizildiği 60′lı yılların sonu o dönem büyük kentlere hızla göç var… Göç edenler bu durumdan memnundur ilk başlarda. Ama kahrolası kentin içinde kaybolup gitmekte vardı. Çünkü çoğu zaman ne iş vardı, ne aş, ne de insanca yaşama olanakları… Bu yüzdendir ki durmadan kederlenen hayatlar çıkacaktı ortaya!

İşte büyük kentlerin monoton yaşamının değiştiği,dış mahallelerden içe doğru hayatın canlandığı bu tarih de(1968) İstanbul müzikçiler çarşısından bir ses yükselir…Ses,yaralı gönülleri çelmektedir,ses Müslüm Akbaşın sesiydi… ilk plak 300 bin satar  kitlelere ulaşmada büyük bir başarı sağlanmıştır.

Ve bu başarı Müslüm Gürses’e şöhretin yolunu açar. İstanbul kısa sürede Müslüm Akbaş’ı benimser öyle ki ”Akbaş” olan soyismi ”Gürses” olur. Plaklar peş peşe gelir, şöhret merdivenleri hızla tırmanılır.